Birisiyle tartıştığınızı düşünün, aslında siz haklısınız fakat karşı taraf taş gibi sakin. Sizse öfkeden tir tir titriyorsunuz. Etrafınızdaki insanlara masum olduğunuzu anlatmaya çalışıyorsunuz. Dinleyenler ise anı kurtarmak, sizi sakinleştirmek için size sus payı veriyorlar. Hırsınızı alamayıp sinirleniyor, daha da dökülüyorsunuz. Başlıyorsunuz tüm kirli sepetleri dökmeye. Hasmınızın 40 yıl düşünse aklına gelmeyecek şeyleri gündeme getirmeye başlıyorsunuz. Bana böyle de yaptı. Ona şunu da söylemişti, geçmişinde böyleydi falan filan…
Tüm kirli sepetleri döktünüz ama, içiniz soğumadı. Aksine içinizi kaynatan hırs, artarak öfkeye dönüştü. Bir de anlattığınız kişilerin gereksiz yorumları, sizi daha da sinirlendirdi. Artık siz, bir saatli bombasınız. Ama ben haklıyım, ben! ben! diyorsunuz.
Özellikle hasmınız, otokontrol sistemi gelişmiş ve donanımlı biri ise, bu sizi daha da çok çileden çıkarıyor. Birden bakıyorsunuz ki o seviliyor. O, takdir görüyor. O kazanıyor. Kimsenin umurunda değil. Siz kaynar kazan gibi fokurdayarak yaşadığınız stresle baş başa kalıveriyorsunuz. Herkes sizi suçluyor. Fevri hareketleriniz ise çevrenizdekileri rahatsız ediyor. Sizi geçimsiz, lanet biri olarak görüyorlar. Keza sizde kendinizi öyle hissediyorsunuz. Çünkü insanlar size inanmakta direnç gösteriyorlar. Ve hasmınızın suçsuz olduğu inancı pekişiyor. İşte buna backfire / geri tepme etkisi deniliyor.
Milletçe anlayış yönümüz zayıf. Nasıl mı? Bir ailede şiddetli bir tartışma, bağrışmalar ve hakaretlere dönüştüğünde, diğer fertler de yükseliyor. Aslında tam tersi olması gerekmiyor mu? Birilerinin yükselen tarafı sakinleştirmesi gerekmiyor mu? Ama yok. Gövde gösterisi, kendini kanıtlamaya, hırs ise intikam alma fırsatına dönüşüyor. Tüm geçmiş bağrış içinde dökülüyor. Birisi de uzaklaşayım bu ortamdan demeyerek, ağzına bal çalan şeytanla beraber yürüyüp, öfke nöbetini hırsa dönüştürüyor. Ateşe körükle gidiyor. Normalde umursamadığımız birçok söz ise o an bize adeta tabancadan çıkan bir kurşun gibi ani ve delici geliyor.
Bu etki, sosyal hayatta ise adeta psikolojik bir fenomene dönüşüyor. Hele de, hasmınızın düşünce ve ideolojileri, çevrenizdekilerle örtüşüyorsa, insanlar bu kişiyi sorgulamıyor bile. Çünkü, eğer sorgularsa, bu kendilerinin de kimliğine bir tehdit olacak. Bu da, sorgusuz inanmayı tetikliyor. Sadece sosyal hayatta değil, siyasette de karşımıza çok çıkıyor bu durum. Bir kişi, desteklediği siyasi bir figürün hatalarını kanıtlarla gösteren birine direnç göstererek onu, daha çok savunmaya başlıyor. Neden mi? Çünkü inanç devreye giriyor. Ne derse desin, ne yaparsa yapsın, o figüre olan inanç kolay kolay zedelenmiyor.