Hem Sağ ve hem de Sol’un tabanında ilkesizlik gibi onulmaz ve dolayısıyla sürekli nükseden bir hastalık var. Üstelik bu sadece tabanın da değil, tavanın da aynı rahatsızlığıdır ve ülke olarak patinaj yapıyor oluşumuzun ana gerekçesi de işte budur.
Türkiye’de siyaset ve siyasetçinin bir kıblesinin ve dolayısıyla siyasi iman, siyasi tutarlılık, ilkesel siyaset ve siyasi namus gibi önemli sorunları bir türlü düzelmemiş ve şifa belirtileri göstermediği gibi umut ışığı da barındırmıyor.
Bu durum, tabanda, daha bir başka boyuta evriliyor ve çok daha radikal şekilde seyrediyor. Her parti ve her fraksiyon karşı tarafın tabanını ‘’ Koyun ‘’ olarak tanımlarken kendisini aydın, çağcıl ve sorgulayan bir zemine oturturken, son derece sırıtık düştüğünü fark edemeyecek kadar siyasi körlük içindedir.
Mesela Erdoğan’ın bugün ki ifadesi son derece ibret vericidir. ‘’ Türkiye’yi yıkmak isteyenler ve AK Partiyi yıkmak isteyenler ‘’ diyerek başlıyor cümlesine. Bir başka ifadeyle ak partinin yıkılmasının Türkiye’nin yıkılması olarak pazarlıyor bizlere.
Kapağı bu denli üst segmentten açınca konuşulacak konu ve söylenecek söz hepten takatsiz kalıyor. Ne demek AKP’nin yıkılması, neden Türkiye’nin yıkılması anlamını ihtiva etsin ki? Bu gerçekten absürt ve meramını son derece aşmış bir ifadedir diyebilecek bir tek AKP’li ve bir tek tarikat, cemaat, vakıf ve dernek mensubunun çıkmayacağını da sayısız kez test ettik zaten.
Şimdi de aynı mantığın, aynı siyaset tarzının sanki farklısı ve Sol’u gibi pazarlanan ama aslında birbirinin aynısı olmayıp, gayrısı da olmayan CHP’nin, Erdoğan’ın morciverti Özgür ve Özel olmayan kişiden sudûr eden cümle ve çağrısını iğdiş edelim.
23 yıllık ve bir başka deyişle bir asırlık bir ülkenin tam çeyrek asrının TEK PARTİ VE TEK ADAM tarafından kullanılmış ve hem de son derece hor ve hakir şekilde kullanmış olması dolayısıyla gelecek iki asrı heba edilmiş bir ülke Türkiye.
Öyle ki Anayasası, Demokrasi tecrübesi ve birikimleri, Anayasal kurumların lağvedilmesi, 'hukuk ve yargı erk’inin tamamen kişiliksiz, haysiyetsiz ve saygıdan yana hepten nasipsiz bir çukura indirgenmiş olması, ekonomik bağlamda gelecek 3 asrının temlik altına alındığı ve dolayısıyla karanlığın en dibine çekilmiş ve çökertilmiş bir ülke ve iktidardan bahsediyoruz.
Gençliğin bütün inanç ve güvenini yitirdiği, bir yıl bir kenara bir gün sonrasını bile göremeyip bir gün sonrasını bile garanti edemediği, emeklisinin, asgari ücretlisinin ve hatta sanayicisinin bile inanç ve umuda dair heybesinin tamamen boşaltıldığı bir ülke Türkiye.
Dert ve problemlerin hem sayı bakımından ve hem de büyüklüğü bakımından köprü ve çıkış ile bağının, nefes almak ve yaşamak ile irtibatının neredeyse kesilip koparıldığı bir ülke olan Türkiye’nin itiraz ve isyan sesinin aslında SARAY VE TEK ADAM’ın istediği şekilde nasıl sönümlendiğini ele alalım.
Sayarak bitiremeyeceğimiz ve öyle ki üniter yapımızın, rejim ve anayasal korku ve problemlerimizin tamamının by-pas edilerek mevzuyu sadece ve yalnızca bir belediye başkanına indirgenmiş olmasından daha büyük ihanet ne olabilir doğrusu ben bilemiyorum.
Ülke gençliği ve bahsini yaptığım değerlerin ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunu gören ve karanlığın dibine ve kaosun tam da kucağına hızla götürülen ülke olduğumuzun farkına varmış, ayağa kalkmış ve dolayısıyla büyük bir nimet olan bu sinerjinin kapsayıcılığını, yakıcılık ve kavuruculuğunu nasıl sönümler ve nasıl AKP’nin ekmeğine sar sürülmüş hale dönüştürürüz diye düşünse bütün AKP’liler, mevcut CHP yönetimi kadar başarılı bir kapı açıp bu kadar başarılı şekilde uygulayabilirler mi ?! Doğrusu kestiremiyorum.
Elbette kendi partilerinin belediye başkanlarına yapıldığını iddia ettikleri hukuksuzluğun takipçisi olsunlar ve elbette bu anlamda hukuki mücadelelerini de sürdürsünler. Ancak ülkenin, şuan itibariyle varlık ile yokluk sınırı içerisinde ince bir çizgi ve yok denilecek kadar daralmış bir alanda hayati mücadele verdiği bir başkaldırıyı ‘’ Ekrem başkana özgürlük ‘’ gibi bir zemine indirgemek, bahsini yaptığım yıkıma şartsız, koşulsuz ve limitsiz destek anlamı taşımaktadır.
Az evvel de söylediğim gibi radikalizmin kör ettiği ve dolayısıyla partilerin din ve liderlerin tanrı ve onların ifadelerinin birer ayet formuna indirgendiği bir ülke ve insanına neyi nasıl anlatsak da derdimizi ifade etmiş oluruz ve mevcut nimetin anlam ve öneminin kavranmasına katkı vermiş oluruz diye didinip duruyorum.
Liderlerin, partilerin ve onların arzularını, ihtiraslarını, tutku ve şehvetlerini İlah edindiği uygulamalarını herkesin kendi nefsi, mezhep ve meşrebinde meşrulaştırdığı bir toplumun hak, hukuk, adalete ve müreffeh bir seviyeye gelip gelemeyeceğinden evvel HAK EDİP ETMEYECEĞİ KONUSU TARTIŞMAYA TAMAMEN KAPALIDIR.
ÜLKE NASIL İŞGAL EDİLMİŞ ANLATABİLDİM Mİ?