Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın ‘silah bırakma’ çağrısıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen CHP Genel Başkanı Özel, "Bir yılı aşkın süredir müzakereler yürütülüyor, ancak hükümet bu süreci şeffaf bir şekilde açıklamıyor. Bu millet, böyle kandırılabilecek ve zekâsı hafife alınabilecek bir millet değil. Eğer bu süreci yürütüyorsanız, cesaretle sorumluluğunu almanız gerekir" ifadelerini kullandı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tulay Hatımoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan, İstanbul Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Cengiz Çiçek, Van Milletvekili Pervin Buldan, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Öcalan'ın avukatı Faik Özgür Erol'un yer aldığı heyet, İmralı Adası'nda dün sabah saatlerinde Öcalan ile yaptıkları görüşmenin ardından İstanbul'da bir otelde basın toplantısı düzenledi.
DEM HEYETİ ÖCALAN'IN ÇAĞRISINI OKUDU
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan tarafından yazılı olarak gönderilen mesajın Kürtçesini heyet üyelerinden Ahmet Türk, Türkçesini Pervin Buldan okudu. "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" başlıklı mesajda, "PKK, tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur." denildi. Öcalan "Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir" mesajı verirken bu çağrının ardından siyasilerden de çok sayıda değerlendirme geldi.
Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi'nde partinin genel başkanı Fatih Erbakan'la görüşen CHP Genel Başkanı Özel, görüşmenin ardından PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ‘silah bırakma’ çağrısıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek "Bir yıldır müzakere yürütüp heyet gönderiyorsun, hukukçularla çalışıyorsun, sorumluluğu da alacaksın!" dedi.
ÖZEL'DEN ÇÖZÜM İÇİN MECLİS VURGUSU
CHP Lideri Özel, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla ilgili gelen soru üzerine şöyle konuştu: "Biz CHP olarak tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Bir sorun var mı? Bir sorun var. Kürtler 'sorunum var' diyorsa, Erdoğan'ın geçmişte söylediklerini terk edip de 'Kürt sorunu yoktur' demesiyle Kürt sorunu çözülmüyor. Bu sorunun çözülmesi için Meclis zemininde hiçbir partinin dışlanmadığı ve sivil toplumun temsil edildiği bir çalışma yapılması mutlaka gereklidir.
"BİR İŞİ YAPACAKSAN ONUN SORUMLULUĞUNU ALACAKSIN"
Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları neyin ne olduğunu bilen gören insanlardır. 2025 yılında bir iktidar partisinin milletin aklıyla alay etmesini doğru bulmuyorum. Bir yandan 1 yılı aşkın süredir bir müzakereyi yürüteceksin, yapılan görüşmelere birisi tam yetiki 4 kişilik bir heyet eşlik edecek, bu konudan dakika dakika haberiniz olacak, AYM'nin bir üyesi, Yargıtay'dan üyeler, yüksek hakimlerin bulunduğu 20'nin üzerinde hukukçudan oluşan bir masa bir yerde çalışma yapıyor olacak. Sonra millete 'Bir şeyler kendiliğinden oluyor. Sayın Bahçeli de güzel konuştu. Ben bir şey demiyorum. Benle ilgisi yok. Olursa sahiplenirim. İyi sonuçları olursa bana yarasın. Kötü sonuçlar olursa uzak duruyorum. Bu millet böyle kandırılabilecek, zekası hafife alınabilecek bir millet değil'... Bir işi yapacaksan onun sorumluluğunu alacaksın. Bu millet sana bu görevi verdi.
Bana da bu milletin barış umudunu boşa çıkarmama, akan kanın durdurulmasının önüne set çekmeme ama bir yandan da kimsenin kimseyi kandırmayacağı bir sürece ana muhalefet partisi olarak denetim, geleceğin iktidar partisi olarak destek görevi verdi.
"SON DERECE SAMİMİYETSİZ"
Biz Recep Tayyip Erdoğan'ın gizli ajanda pazarlıklarının kenarda hiçbir şey yokmuş gibi meseleyi edilgen bile değil, korkak bir şekilde bir yerden izleyip bütün siyasi riski ortağının sırtına yükleyip 'buradan bir avantaj çıkarsa gidip nemalanırım' demesini son derece samimiyetsiz buluyoruz."
“TEK ÇÖZÜM SEÇİM SANDIĞI”
“Bugün ilk gündem olarak Hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin maddi yönden ve hukuken Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın deyimiyle ‘silkelenme’ sürecine karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin nasıl birlik ve beraberliğini koruyarak, cumhurbaşkanı adayını şimdiden belirleme ve bir erken seçim talebini yükseltme noktasındaki içinde bulunduğumuz süreç hakkında Sayın Genel Başkanıma ve kıymetli heyetine bilgi verme, düşüncelerimizi paylaşma imkanı buldum. Bunun yanında devlet gücünün yanında siyasetin hoş kaldırmayacağı, nezaketsiz yöntemler kullanılarak milletvekili transferleri, belediye başkanı transferleri gibi siyaseten sadece AK Parti’nin tarihine, ‘Buna da tenezzül ettiler’ denilebilecek yaklaşımları da karşılıklı olarak değerlendirme imkanı bulduk. Sayın Genel Başkanımızın özetlediği gibi fevkalade acil gündemleri var Türkiye’nin. Özellikle vatandaşın geçim noktasında, emeklilerin ve asgari ücretlilerin sürüklediği, işsizliğin pençesindeki gençlerin sürüklendiği umutsuzluğa karşı hep birlikte umudu yükseltmek zorundayız. Kutuplaşma siyasetiyle Türkiye’yi kendi gündemine çekmeye çalışan iktidara karşı, vatandaşın gerçek gündemi ile ilgilenmek durumundayız. Biz 23 Mart’ta cumhurbaşkanı adayımızı belirledikten sonra, vatandaşın gerçek sorunlarını çözecek tek şeyin seçim sandığı olduğunu bilinciyle büyük bir mücadelenin içine hep birlikte gireceğiz. Bu sürece ilişkin niyetimizi, kararlılığımızı da ifade etme imkanımız oldu.”
“BU, TÜRKİYE’DEKİ SİYASİ ATMOSFERİ DİNAMİTLEMEKTİR”
Özel, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın “Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir” açıklamasını şu sözlerle değerlendirdi: “Heyetin bizi ziyaretinden sonra grubumuzun hemen önünde, koridorda yaptığımız ortak açıklamada, Türkiye’nin sorununun demokratikleşme sorunu olduğunu, bunun iki türlü olduğunu, birinci kısmının demokratikleşmeye yönelik adımlar atılması lazım, kanuni düzenlemeler yapılması lazım, kayyum uygulaması başta olmak üzere hızlı yasal düzenlemeler yapılması lazım. İkinci olan da mevcut yasalara ve anayasaya uyumdur. Yeni bir anayasa tartışması açılması hem bu süreci, hem de bütün Türkiye’deki siyasi atmosferi dinamitlemekten başka bir şey değildir. O zaman mesele bir al-ver pazarlığına dönüşmüş demektir ki, gittiğimiz şehit aileleri de şunu söylüyor, ‘Biz yandık başkası yanmasın. Biz bağrımıza taş basalım. Ama bunu siyasete, çıkara alet etmeyin.’ Bunu Türkiye’deki şehit aileleri ve gaziler için kurulmuş tüm derneklerin, en tepesinde devletin resmi protokolünde görev verdiği, yer verdiği bir vakıf ve iki dernekteki yöneticiler sizlerin de takip ettiğiniz ziyaretlerde söylediler.
ERBAKAN: ÖCALAN’A TAVİZ VERİLMEMELİ
CHP lideri Özel’in açıklamalarının ardından Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
"Barışın sağlanması ve terörün son bulması hepimizin temennisi. Ancak, Öcalan’a herhangi bir taviz verilmesi, ev hapsine alınması ya da bazı haklardan yararlandırılması kabul edilemez" diyen Erbakan, hükümetin bu süreçte DEM Parti’nin desteğini alarak anayasa değişikliği yapmayı hedeflediğine dair şüpheleri olduğunu söyledi.
Erbakan ayrıca, Suriye’nin kuzeyinde silahlandırılan YPG’nin varlığı sona ermeden tam anlamıyla bir çözüm sağlanamayacağını belirtti.
ANAYASA TARTIŞMALARI VE HÜKÜMETE ÇAĞRI
CHP ve YRP liderlerinin ortak vurgusu, sürecin tamamen şeffaf olması ve barış adına yapılan görüşmelerin hiçbir siyasi hesap içermemesi gerektiği yönünde oldu.
Özgür Özel, hükümete "Bu tür süreçler siyasi hesaplara ve anayasa pazarlıklarına alet edilmemeli. Eğer bir adım atılıyorsa, toplumun tüm kesimlerinin rızası alınarak, açık ve net bir şekilde yürütülmeli" çağrısında bulundu.