Diploma Usulsüz!

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir genç, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili çarpıcı bir iddiada bulundu. Bu iddia üzerine yapılan şikayetler, konunun araştırılmasını tetikledi. Araştırmalar sonucunda, Ekrem İmamoğlu’nun 1990 yılında Kıbrıs’taki Girne Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne, özellikle de İngilizce bölümüne geçiş yaptığı ortaya çıktı. Ancak bu durum, İmamoğlu’nun diploması hakkında ciddi soru işaretleri doğurdu.

Şöyle ki: Günümüzde Girne Üniversitesi, YÖK tarafından tanınıyor ve denklik alabiliyor. Ancak 1990 yılında, yani İmamoğlu’nun bu geçişi yaptığı dönemde, YÖK tarafından tanınmıyordu. Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’ne geçişi o dönemin kurallarına göre usulsüz görünüyor. Bu durum, diplomasının geçerliliğini sorgulanır hale getiriyor ve hatta iptal edilmesi gerektiği sonucunu doğuruyor.

Aynı durum, ilginç bir şekilde, Ekrem İmamoğlu ile aynı sınıfta okuyan Fatih Portakal için de geçerli. 1990 yılında YÖK tarafından tanınmayan Girne Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne geçen Fatih Portakal’ın diploması da bu bağlamda geçersiz sayılabilir. Deyim yerindeyse, onun diploması da adeta “bir hiç” haline geliyor.

Peki, bu durum ne anlama geliyor? Eğer adaletin işlediği bir ülkede yaşıyorsak, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı konusunda eli kolu bağlı demektir; yani aday olması mümkün olmamalı. Alternatif bir senaryoda ise İmamoğlu’nun yeniden üniversite sınavlarına girip eğitimini tamamlaması gerekebilir. Şimdiden üniversiteye girse, ancak 2033 yılında mezun olabilir ve sonrasında adaylık için bir şans elde edebilir.

Bu süreçte Ekrem İmamoğlu’nun basın ekibi, konuyu ortaya çıkaran ve şikayetçi olan genç bir bireyi hedef aldı. Basın ekibi, bu gencin Gelecek Partisi’nde çalıştığını ve “Muharrem İnce operasyonu” benzeri bir komplo peşinde olduğunu iddia ederek iftiralar attı. Ancak işin aslı öyle değil. Biz bu gençle görüştük, YouTube kanalımızda kendisiyle konuştuk. Gayet iyi niyetli bir şekilde hareket ettiğini ve şikayetini bu doğrultuda yaptığını gördük. Asıl tebrik edilmesi gerekenler ise savcılar; çünkü bu konuyu gündeme taşıyarak önemli bir adım attılar.